|
| |||||||||||||||||||||||||
| Anasayfa | Hakkımızda | Künye | Reklam İletişim | Haber Ara | Anketler | Sitene Ekle | RSS
|
|||||||||||||||||||||||||
|
|||||||||||||||||||||||||
KATEGORİLER
HABER ARAEN ÇOK OKUNANLAR
|
İlhan Kesici`den Başbakan`a çığ uyarısı...
CHP İstanbul Milletvekili İlhan Kesici, Hülya Okur`a HaberX okurları için verdiği röportajda, mali krizin hiç de Türkiye`yi teğet geçmeyeceğini belirterek, Başbakan Erdoğan`a `çığ geliyor` uyarısı yaptı. Kesici, `2003 ve 2007 seçimlerini AKP`nin kazanmasının ana çatısı, ekonomi dolayısıyladır. Bundan sonra kaybedecektir. Kaybetmesinin de ana sebebi, ekonomi olacaktır.` derken, `Hükümet belediye se
â??BU SÖYLEŞİYİ DİĞERLERİNDEN AYIRAN İKİ TEMEL NOKTA VAR; BİRİNCİSİ KÜLLİYAT, RESMİYAT BİR TARAFA, KİŞİNİN MERKEZ ALINMADIĞI BİR MÜLAKATTI BU. İKİNCİSİ, ÜLKE SORUNLARINDAN HAREKETLE, SİYASETÇİ DE OLSA MECLİSTE BİR SANDALYESİ DE BULUNSA, İYİ BİR EŞ YADA BABA OLARAK DA KONUŞLANSA, KAN BASINCI ARTAN ÜLKEMİZİN EKONOMİSİNIN TANSİYONUNU ÖLÇMEK İÇİN BİR EKONOMİSTTEN YARDIM ALMAM GEREKLİLİĞİNİN FARKINDAYDIM. İLHAN KESİCİ`NİN KOLUNA MANŞONU (KOLLUĞU) GEÇİRDİM, SORULARIMLA BİRAZ HAVA BASTIM, STETOSKOPLA NABIZ YOKLADIM. EE PEKİ SAYISAL GÖSTERGE NEDİR DİYE Mİ SORUYORSUNUZ? İŞTE BU SORUNUN CEVABI RÖPORTAJIMIZIN İÇİNDE SAKLIâ?¦â?¦..HA BU ARADA OBAMA`NIN SEÇİM ZAFERİ GECESİNDE ÜZERİNDE DURAN KRAVATI SAYIN KESİCİ`DEN KISKANIP TAKTIĞINI FARK EDEN VAR MI ARANIZDA?â?
â??AKP`NİN DEVRALDIĞI ŞEY, BİR EKONOMİK ENKAZ DEĞİLDİR AMA AKP`NİN SEÇİLME SEBEBİ EKONOMİK ENKAZ MÜNASEBETİYLEDİR.â? Genellikle hükümetler,`Biz enkaz devralmıştık` diyerek ekonomideki suçluluk duygusunu azaltırlar. Kurtarma paketlerinin yerine geliştirme paketlerinin getirilememesinin nedeni nedir sizce? Bu enkaz devraldık edebiyatı vardır. 2001 yılında da çok büyük bir enkazı vardı Türkiye`nin. Bu enkaz temizlendikten sonra AKP iş başına geldi. 2001-2003 arası bütünüyle enkazdır. 2001 Şubat`ta itibaren çöktü. O Türkiye Cumhuriyet tarihinin en büyük daralmasıdır. Ekonomik büyüme, -%10`dur. Bundan sonraki ekonomik gelişmeleri bu bilginin üzerine oturtarak yorumlamak lazımdır. Ama Türkiye 2001 yılının tamamında bu enkazın temizlenmesiyle uğraştırmıştır. Çok önemli derecede enkaz temizlenmiştir. O zamana kadar birikmiş olan kamu sektörünün, kamu bankalarının ne kadar defosu var ise onlar deşilmiştir, cerahetler akmıştır. Soygun, hortum, rüşvet vs gibi işlerin tamamı ortaya dökülmüştür. Bütün bunlar 2002`nin sonuna gelindiğinde, 3 Kasım seçimlerinde bu işin siyasi maliyeti buna sebep olan herkese kesilmiştir. 99 seçimlerinde üç koalisyon hükümetinin aldığı oy, %53 oydur. Ama 2002 seçimlerinde bu üç partinin toplamı %15`dir. Yani halk içine girdiği kızgınlıkla, bunun üçünü birden parlamento dışına atmıştır. O zaman parlamentoda olan ama hükümette olmayan DYP vardır. Halbuki DYP, 2001 krizinin herhangi bir yerinde yoktur. Ama o da 1994 krizini hatıra getirmiştir. O münasebetle hükümette bulunmamasına rağmen ahali, DYP`ni de parlamento dışında bırakmıştır. Parlamento`da dört parti var idi, dördünü de bunun dışına itti. Ekonomik hadisenin çapını göstermek için söylüyorum. CHP, senin bir kabahatin yokmuş diye içeriye girdi, 2002`de ve yenilik mesajlarıyla, yeni kurulmuş AKP de, â??Senin bu işlerde kusurun yoktur, gel bu işleri düzene koyâ?diye getirilmiştir. Yani AKP`nin devraldığı şey, bir ekonomik enkaz değildir ama AKP`nin seçilme sebebi ekonomik enkaz münasebetiyledir. Bütün dünyada da 1999-2001 arasında ekonomik daralma vardır. 2003`den itibaren ekonomik patlama, açılma, ekonomik rahatlama dönemine girilmiştir. 2000-2007 yılları arasındaki dünya büyüme hızları son 50 yılın, 5-6 yıllık dönemleri itibariyle dünyanın gördüğü en büyük büyüme hızlarıdır. Yani gelişmiş ekonomiler %5`ler civarında büyümüştür, gelişmekte olan ekonomiler %7`ler civarında büyümüştür, dünya bankası sınıflandırmasına göre bize benzeyen, alt, orta gelirli ülkeler grubu %7,5`ların üstünde büyümüştür. Dünyanın da gördüğü en parlak büyüme hızlarına ulaşılmıştır. O yüzden dünyada 2000, Türkiye`de de 2003`ten sonrasını bu gözlen de değerlendirmek lazımdır. Böyle olduğu içindir ki, bugün dünyadaki krizle karşı karşıyayız. â??GLOBAL KRİZ KONUSUNDA BEN DAHİL DÜNYADAKİ HERKES ZANNEDİLDİĞİ KADAR BİLGİ SAHİBİ DEĞİLİZâ? Evet bende tam bu noktada araya girmek istiyorum. â??2001 Krizi yerel bir krizdi ve sebebi â??kurâ?daki baskılama idi.â? diyorsunuz. Şimdi ise global krizin pençeleri altındayız. Yerel, bölgesel yada ulusalâ?¦..Krizi kriz yapan şey nedir? Biz 2001`de geçirdik, yerel bir krizdir, Rusya, 1999-2000`de geçirdi, yerel bir kriz mahiyetindedir, Uzak Asya(Güney Kore, Tayvan, Hong Kongâ?¦)1996-97`de geçirdi, Japonya, 1990`dan itibaren hala belli bir durgunluk halinde gidiyor, kriz haline dönüşmedi ama devamlılık arz eden bir durgunluk içinde gitti, 94`te Meksika, 95`da Brezilya, 96`larda Arjantinâ?¦..Demek ki dünyanın her tarafında böyle yerel mahiyetinde krizler oldu. Bu şimdi karşılaştığımız kriz, dünyanın ilk global krizidir. Demin saydığımız, bize benzeyen krizler, gelişmekte olan ülkeler sınıflandırmasına girebilecek ülkelerin krizleri farklı yerlerde sadece o ülkeyi ilgilendiren etrafına sıçramayan krizlerdir. Şimdi ilk defa en gelişmiş ekonomilerde başlayan bir kriz görüyoruz. O münasebetle de bütün dünyayı ilgilendiriyor. 21`nci yüzyıl yani globalleşme, küreselleşme, tek dünyalaşma yüzyılı krizidir. Bu bakımdan ben dahil dünyadaki herkes zannedildiği kadar bilgi sahibi değiliz. Zannedildiği kadar ne tür sonuçlar doğuracağını biliyor değiliz. Zannedildiği kadar hazır, kolay çözümleri var demek doğru değildir. Daha ne kadar kompleks bir şey olacağını bilebilir değiliz. Ama şunu biliyoruz, şu ana kadar son bir yıl içerisinde bir genelleme yapılabilecek özelliğe sahip bilgiler, Birincisi, Borç..Mesela ABD`nin kamunun borcu 3-3,5 Trilyon civarında imiş. Şimdi o rakam 13 Trilyon civarına çıkmış. İkincisi bizde epeyi hafife alınan cari işlemler açığı. 2007 itibariyle Amerikan cari işlemler açığının, milli gelire oranı, %6,2. Bu yüksek bir orandır. Üçüncüsü, Amerikan ailelerinin`hane halkıâ?nın borçları. Yani kredi kartı borçları. Taksitli satışlar münasebetiyle yaptıkları borçlar. Bu rakam 1974 yılında 700 Milyar Dolar imiş, 2008`in başında ulaştığı nokta 14 Trilyon Dolar. Demek ki 30 senede 20 kat artmış. Amerika hadiselerine bakıldığında cari işlemler açığı çok fazla imiş, hane halkının borçları, ödeme kabiliyetlerinin üstünde sayılabilecek kadar artmış, kamunun da borcu kendi kabiliyetinin üstünde çok fazla artmış. Bunlar elimizdeki bulgular. Bu şu demek; üretmediğini tüketmişler. Yani kazançlarının çok üstünde tüketim yapmışlar. Bunun alt detaylarında mortgace görülüyor. Kim bunu yapan? Başkaları da yaptığında o, yerel kriz oluyor, bu işi Amerika yaptığı zaman bütün dünyayı ilgilendirmiş oluyor. Bu borcun o noktalara nasıl vardığı ile ilgili türev mali enstrümanlar, komplike, işin içinden çıkılmasını zorlaştıran kredilenme müesseseleri ile giden bir çeşitlilik. O yüzdendir ki bir bütün halinde bu probleme ne tür bir çözüm, nasıl bir formül yapılmasına ilişkin insanların farklı kanaatleri var. â??DÜNYADA KRİZİ FIRSATA ÇEVİRMİŞ BİR TANE ÜLKE VAR İSE TÜRK MİLLETİNE BİR GÖSTERSİN SAYIN BAŞBAKAN!â? Bu borçlarla ilgili bölümü Türkiye için ifade edersekâ?¦. Hane halkı 35 senede 20 katı artmış idi. Kamu, 20 sene de 3 kat artmış idi, 3,5`tan, 13`e gelmiş idi. Bizde de iç ve dış borç var. 2003 başındaki kamunun iç ve dış borcu şu an itibariyle 2 katının biraz üstüne çıkmış vaziyette. Özel sektörün bu hesaplarda dış borcu dikkate alınır. Özel sektörün dış borcu, 2003`ğn başında, 44 Milyar Dolar imiş, şimdi, 191 Milyar Dolar, yani 4 katından fazla artmış. Hane halkının bir borcu var, onun Türk Lirası cinsinden Dolar karşılığı, 4 Milyar Dolardı 2003`ün başında, şimdiki borcun Dolar karşılığı 80 Milyar Dolar. Yani 20 katı artmış. Amerika`da hane halkı borcu 20 katı artmış idi, 35 senede, Türkiye`de de 20 katı arttı, 6 senede. Özel sektörün dış borcu 4 katı arttı, 6 senede, kamunun borcu 2 katı arttı. Burada dikkat edilmesi gereken hal, bu iş çok ciddi bir şeydir. Yani dünyadaki hal ve Türkiye`nin içinde bulunduğu dinamikler çok ciddidir. Buradan hükümet yetkililerinin ve Sayın Başbakan`ın beyanlarına geliyorum. â??Bu iş teğet geçer, kriz sadece Amerika`nın krizidirâ?â?¦Sayın Maliye Bakanı, 21 Şubat`ta bir müstakil basın toplantısı yaptı. Özetle şunu dedi:â?Bu kriz Amerika`daki mortgace yani taksitle ev alım satımlarından meydana gelmiştir, Amerikan devleti büyük bir devlettir, Amerikan ekonomisi de bir büyük ekonomidir, böyle olunca Amerika kendi meselesini halledecektir, o yüzden de Türkiye`ye bunun herhangi bir yansıması olmayacaktır, Bizim vatandaşlarımız rahat etsinlerâ?Maliye Bakanının bunu yapmaktaki amacı, Türkiye`de bir endişe varsa onu izole etmektir. Bu yetmedi üçlü bir basın toplantısı yaptılar, 12 Mart`ta. Başbakan yardımcımız Nazım Ekrem, Maliye Bakanımız Kemal Unakıtan bey, hazineden sorumlu bakanımız Mehmet Şimşek beyâ?¦Ben dedim ki:â?Herhalde dünyada olan biteni daha ciddiye almış, daha doğru algılamış, Türkiye`ye yansımalarını daha doğru tespit etmişler, alınacak olan tedbirleri de aşağı yukarı belirlemişler ve bunu bize anlatacaklarâ? Bunlar Maliye Bakanının söylediği şeyleri tekrar etmekten başka bir şeyde bulunmadılar. â??Bu Mortgace krizidir, Amerika`nın kendi iç meselesidir, Amerikan ekonomisi içinde bu işin büyüklüğünün bir ehemmiyeti yoktur, Amerika kendi meselesini çözecektir, Ey Türk milleti siz dert etmeyin!â?dediler. Bence hükümet o andan itibaren ciddi insanların gözünde kredibilitesini kaybetti. Şimdi de Sayın Başbakanımızın dünya ekonomi literatürüne kazandırdığı deyimler oldu. En başlarda dedi ki,â?Kriz, fırsattır, biz bunu fırsata çevireceğizâ?Dünyada krizi fırsata çevirmiş bir tane ülke var ise Türk milletine bir göstersin Sayın Başbakan! Desin ki,â?Filan tarihte, şöyle bir ülkede kriz olmuştu, bunu fırsata çevirdilerâ? â?? ÜLKELERDE İKTİDARLARI GETİREN GÖTÜREN ŞEY, EKONOMİDİR.â? 2001 krizinin ardından hükümet kurmuş olması bir fırsat değil mi? Evetâ?¦Şimdi şöyle bir fırsat çıkacak. İktidarları getiren götüren ekonomidir. Amerika`daki Obama seçiminde de, millet, yok zenci idi, yok genç idi, yok kampanyası böyle idi gibi şeyler bana göre lagalalugala. Meydana getirdiği şey ekonomik hadisedir. Zaten aradaki fark, 2 puandır. Karşısındaki rakibi de, Amerikan Başkan tarihinin gelmiş geçmiş en yaşlı insanıdır(72 yaşında). Son ekonomik haller yani Lahman Brothers gibi şirketlerin batmasına kadar varan süreç olmamış olsaydı, Obama katiyen bu seçimi kazanmış olamazdı. Türkiye`de de iktidarları getiren götüren şey, ekonomi olmuştur. 1994 ekonomik krizinden sonra hem 94 yerel seçimini, hem 95 genel seçimini kazanan parti, Refah Partisidir, ekonomideki hal dolayısıyla. 2001`deki krizin ertesinde AK Parti`yi iktidara getiren en önemli şey, ekonomik krizdir. 2007 seçimlerinde iktidarlarını devam ettirmelerindeki en önemli gösterge, ekonomik göstergelerdir. 2007 seçimlerinin bir ay öncesinde ekonomik hadisat ile ilgili yapılmış olan anketlere bakılırsa, Türk halkının %72`si ekonomik gidişattan çok memnun idi. â??AKP BUNDAN SONRA KAYBEDECEKTİR.â? Başka faktörler yok mu idi? Başka faktörler elbette vardır. Dünyada hiçbir şey tek faktörler izah edilemez. Ama ana çatısı var. 2003 ve 2007 seçimlerini AKP`nin kazanmasının ana çatısı, ekonomi dolayısıyladır. Bundan sonra kaybedecektir. Kaybetmesinin de ana sebebi, ekonomi olacaktır. Benim Sayın Başbakan`dan bir istirhamım var: â?Bu gelen hadise bir çığdır. Çığ yuvarlandı geliyor, Elinde kuvvetli dürbünleri olan ve çığın mahiyetini, çıkardığı sesi bilen insanlar, alttan baktıkları zaman dağın zirvesindeki bu oluşumu hissederler. Ama çıplak gözle bakarsanız, doğru dürüst bakmayı bilmezseniz, oradan duyduğunuz sesleri doğru yorumlayamazsanız bu işin çığ olduğunu bilemezsiniz. Netice eğer bu çığ ise, bütün ülkenin başına çöker. Bu böyle olunca krizdir, fırsat çıkacaktır terminolojisinden kurtulmamız lazımdır. Bunu bırakın! Bu krizdir, Türkiye`ye teğet geçecektir, orası da yanlıştır, bunu da bırakın, bu krizdir ama Türk ekonomisi çok sağlamdır çünkü biz müthiş ekonomik işler yaptık, en son Diyarbakır konuşmasında, ekonominin sağlamlığı ilgili verdiği göstergelerden biri, `Türk Lirasından 6 sıfır attık`olmuştur. Bunların tamamına bakarsanız, ya bunlar algılayamıyorlar ki bu çok kötü yada algılıyorlar fakat halkın gözünü korkutmamak için veya halka moral vermek için bu demeçlerde bulunuyorlar, bu da kötü bir şeydir çünkü halkın kendisi algılıyor hadisatı. Halk şöyle der:â?Ben algılıyorum ama Başbakan ve Bakanlar algılamamışlar, eyvah!â?Çünkü niye eyvah diyecek? Son örnek, eski sayılabilecek bir tekstilcimiz, Denizli`de falçata ile boğazını keserek, intihar etti, sebebi, kurdaki hareketlenmelerdir. Sayın Başbakan Dolar-TL paritesinin şu kadar zamandan beri sabit kaldığından, hatta gittikçe aşağıya doğru, TL lehine indiğinden iftihar ediyordu. Ekonomi politikalarını bina ettikleri faktörlerden biri tanesi de budur. Ama bu bina ettikleri andan itibaren yanlış bir şeydir. 1995`te Merkez Bankasının web sitesindeki ekonomik durumla ilgili tablosu, reel efektif döviz kuru endeksi. Buna göre üretici fiyat endeksine göre %60, tüketici fiyat endeksini baz alırsanız %90, ortalamasını baz alırsanız %75 aşırı değerli diyor. Bunun patlamaması imkansızdır. Bu patlayacak idi, şimdi geldi, patlıyor. Dolar-TL paritesi 1,20`lerdeydi, 1,70`i buldu, şimdi 1,60`lar seviyesinde gidiyor, geliyor. Biz dışarıdan baktığımız zaman kur seviyesini, entelektüel takip olarak görürüz. Hadisenin içindeki insanlar, sanayiciler. 44 Milyarlık dış borç 1,20 ile başka, 1,70 ile 250 Milyar dolar. Başka bir mal almadan borçlanmasına vesile olacak birdenbire. Bu hal, Denizli`deki iş adamlarını intihara götürdü. Denizli`de işinden çıkartılan insan sayısı, 10 bin işçi. Bence insan ömründe iki tane kıyamet var; Bir, büyük kıyamet, insanın ölümü, ikincisi işinden atılan insanlar. İşiniz devam etsin, ücretiniz dörtte bir insin, yarıya insin, bunlar da kötüdür ama bütünüyle işsiz kalmak dünyanın en kötü durumlarından biridir. â??BUSH`UN GİDER AYAK YAPTIĞI TEK İYİ İŞ, KURTARMA PAKETLERİâ? Burada araya girmek istiyorum. Bush da:â?İşinden atılan biri, yüzde yüz işsizdirâ?demişti. Hatta sizin Milliyete verdiğiniz röportajda, hükümetin Bush`u örnek almasından bahsediyorsunuz. Bush`un modellik unsuru, halka ekonominin tehlikede olduğunu duyurması mıydı? Evet, Bush`un son 8 yıllık dönemi Türkiye açısından çok kötü olmuştur. Dünya bakımından da çok kötü bir Başkanlık dönemidir. Ama bana sorarsanız giderayak yaptığı çok iyi bir iş var, bu kurtarma paketleri. En alınması lazım gelen bir zamanda en yüksek seviyede bir pozisyon aldı. Mccain ekonomik paketlere kadarki Bush`u reddetse ama bu kurtarma paketiyle beraber sahiplenmeye başlamış olsaydı, bence bu seçimi kazanmış olurdu. Orada çok kudretli bir pozisyon alması lazımdı ama alamadı, eski pozisyonunu devam ettirdi. Bush`un yaptığı şudur: Amerika`da kurtarma paketi mahiyetindeki bir paketin açılması, devletin buna öncülük etmesi, bunun büyük çaplı olması Amerikan ideolojisine yani devletin ekonomiye müdahalesi aykırı bir şey. Bu bir kompleks yaratır insanlarda. 1929 krizi mütehassısı Amerikan Merkez Bankası Başkanı Bernanke`nin çok müsbet katkısı olduğu kanaatindeyim, Bush`un ekonomik çıkışında. 1929 krizinden çıkarılacak ders şu idi. O zaman Amerika`nın başında, Herbert Hoover var. Hoover, Amerikan ideolojisi tahtından şöyle baktı: Bu serbest piyasa ekonomisine, Adam Smith`in yaklaşımına göre devlet ekonomiye müdahalede bulunmamalıdır. Hoover 1932`nin Kasım`ında yapılan seçimi kaybedene kadar devlet olarak hiçbir davranışta bulunmadı. Seçimi kazanan, Franklin Roosevelt. Seçimi kazanırken söylediği şeyler neler? `New Deal`(Yeni düzen, yeni anlayış) ve 4 dönem üst üste ekonomik badireden kurtarmış insan olarak Amerika`da Başkanlık yaptı. Bush`un, 1929`dan çıkarttığı en önemli ders, bir Cumhuriyetçi başkanın en zor yapacağı, kompleks edeceği en önemli hadisede kompleksiz davrandı ve dedi ki:â?Bu çok önemlidir, devlet olarak biz bu işe el atmazsak, 29 buhranının çok benzeri ile Amerika karşı karşıya kalacaktır, bu bir mahf halidir o yüzden devlet olarak ben buna müdahale ediyorumâ? Yine en önemli işlerden bir tanesi Amerika`da, en çok bize diğer dünya ülkelerine ters olan muhalefetle işbirliği. Amerikan demokrasisi, seçilmiş krallar demokrasisidir.derler. Bush`un tipi de buna müsaittir aslında ama o psikolojisini de yendi ve muhalefetle işbirliği yaptı. Bu en son paket 700 milyar dolarlık paket, bundan bir önceki paket, 168 milyar dolarak çıktı. Her ikisinde de muhalefeti %50 yaptığı programa ortak etti. Hatta hazırlanışında muhalefetle işbirliği yaptı. Bush bunu yaptıktan sonradır ki, dünyadaki ekonomiler, devlet ekonomiye karışsa mı iyi, karışmasa mı kompleksinden kurtuldular. Bizde eksiği duyulunan şey, bir, halkı tam ve eksiksiz şekilde bilgilendirmek, iki, muhalefetle işbirliği yapmaktırâ?diyorsunuz yani kısaca. Çok iyiâ?¦. â??İSTİŞARE SÜNNETTİRâ?DERLER AMA UYGULAMAYA GELDİKLERİ ZAMAN SÜNNETTEN HABERLERİ YOKTUR.â? Ben hükümetin ekonomik müdahalelerini saymak istiyorum. Mesela; KOBİ`lere verilen faizsiz krediler, bütçede yer alan kamu yatırımlarındaki artışlar, bölgesel projelere aktarılan kaynaklar, ihracat yapan firmalara verilecek destekler, vergi borçlarına yapılan taksitlendirme, varlık barışı altında yurt dışındaki tasarrufların Türkiye`ye getirilmesi gibi düzenlemelerin marjinal faydası nedir? Bunların hiçbir ehemmiyeti yok mudur? Kötü gidişe karşı hiç mi pozisyon alınmamıştır? Bunların hepsi bir şeydir. Teker teker de bir şeydir, topladığınız zaman daha büyük bir şeydir. Amerikan ekonomisi 1 Trilyon Dolarlık bir pozisyon alıyorsa, her bir pozisyonun bir rakamsal ifadesi var tabi, Türk ekonomisi de kendi çapında böyle bir pozisyon alabilir olmalıdır. İngiliz ekonomisi, Amerikan ekonomisinin neredeyse %15`i civarındadır ama aldığı ekonomik pozisyon 1,5 Trilyon civarındadır. Fransız ekonomisi 1 Trilyon Dolar`a yakın. Alman ekonomisi 600-700 Milyar Dolar`a yakın pozisyonlar aldılar. Bu, o ülkenin sanayicileri, insanları , akademisyenleri, siyasetleri nezdindeâ?Demek ki bu hal çok ciddi bir hal, bizim hükümetimiz de bu ciddiyetin farkında, böyle olunca hükümetin söylediği istikamette davranalımâ? fikri yarattı. Türkiye`deki halin, ucuzlatılmış yaklaşımların üstüne çıkabilmesi ve sizin dediğiniz şeylerin daha olgun hale gelebilmesi için benim tavsiyem, bizim Ekonomik ve Sosyal konseyi adlı istişare ki, â??İstişare sünnettirâ?derler ama uygulamaya geldikleri zaman hiç öyle sünnetten haberleri yokturâ?¦Bu konseyin istişaresi yani danışması kendi kendilerine olmamalı. Aynı siyasi parti üyelerinin birbirleriyle konuşması değil, farklı insanların kanaatlerini almak demektir, istişare. Hz Peygamberin yaptığı da odur. Ekonomik ve sosyal konsey de budur, bir yanda hükümet vardır öbür yanda ekonomik aktörlerâ?¦Yani bir yan da İş dünyası, TÜSİAT, Odalar Birliği, İşçi dünyası, Sendikalar, Memur Sendikalarıâ?¦. â??SEÇİLMİŞ KRAL BİLE MUHALEFETLE İŞBİRLİĞİ YAPIYORSA BİZİMKİLERİN HAYDİ HAYDİ YAPIYOR OLMASI LAZIMDIRâ? Ekonomik Koordinasyon Kurul toplantısında, Memur-Sen, `Bedelli askerlik uygulaması yeniden gündeme alınmalıdır` teklifi yapmıştı aslındaâ?¦.. Evet, başka tarım dünyası, ziraat odaları birlikleri var. Bunlarla berabaer yapacaksınız. Ayrıca bu da yetmez. Bush`u örnek al dediğim bahis şudur, ben buna â??Genişletilmiş ekonomik ve sosyal konseyâ? diyorum, muhalefet partilerini de işin içine al, TBMM`de grubu olan partilerinin söyleyecekleri var, `Bush bile`, `Seçilmiş Kral`bile muhalefetle işbirliği yapmanın önemini idrak etmiş ise, o zaman bizimkilerin haydi haydi edebilir olmaları lazımdır. â??HÜKÜMET AKIL, FİKİR İSTERSE, HAYIR BİZ VERMEYİZ DEMEYİZ.â?,â? BEN DAHİL, AKLI OLAN HERKES DAHİL BİR TEDİRGİNLİK İÇİNDEDİRâ? Burada bireysel görüşünüzü almak istiyorumâ?¦.Burhan Ayeri, sizin için `Böylesi değerlere ihtiyacımız var. Kenarda köşede değil, önemli görevlerde olmalılar` demiş. Ekonomide DPT gibi bir arka planınız var. Böyle bir kolektif çalışmanın, konsensüsün içine dahil edilseniz katkı payınız ne olur? Bunu olmak lazım. Bu adam â??Hariçten gazel okuyorâ? derler. O zaman da cevap veremezsiniz. Hükümet davet ederse ki, elbette herkes canla başla, CHP`nin tamamı da, MHP`nin bu işlerle ilgili olan insanlarının tamamı da bu işe katkı vermeye mecburdur. Hükümet, akıl fikir isteyecek, hayır biz vermeyiz denilecek. Böyle bir şey olmaz. Bunun â?Gel fikrini söyleâ? halinden çıkıp, büyük bir masa etrafında olması lazımdır ki, biz de şunu bilelim, onu hükümet biliyor, biz bilmiyoruz,â?Türkiye`nin gerçek ekonomik resmi nedir? Ben tahmin ediyorum, belirli göstergeleri üst üste koyduğum zaman bu vahim bir haldirâ?diyorum. Mesela IMF geçen senenin Kasım ayında verdiği raporda, uluslar arası organizasyonlar, çok diplomatik bir dil kullanabilen organizasyonlardır. Yani köre kör demezler ama görmediğini söylerler, orada ekonominin kırılganlığından bahsediyor, 5-6 tane endikatörden bir tanesi diyor ki, rezervlerin kısa dönemli borçlara oranı,Türkiye en düşük, en kötü. Cari işlemler açığının, milli gelire oranı, Türkiye en yüksek, en kötü. Kamu borçlarının, milli gelire oranı, Türkiye en yüksek, en kötü. Özel sektöre açılmış olan kredilerin büyüme hızının, Milli gelire oranı, Türkiye en yüksek, en kötü. Nakşibendi tarikatı mahvillerinde çok sevilen bir ilahi vardır, ben de hem güzel söylerim, hem de çok severim, III.Murat`a aittir güftesi de. â??Uyan ey gözlerim gafletten uyan Uyan uykusu çok gözlerim gafletten uyan Azrail`in kastı canadır inan. Uyan ey gözlerim gafletten uyanâ? Ben bu tabloyu gördüğüm zaman IMF`nin bize bu ilahiyi söylediğini düşündüm. Uyansınlar kardeşim. Bunları birlikte yorumlayalım. Hariçten gazel atıyor olsak bile bir tane bir şey söyleyeyim. Ben dahil, aklı olan herkes dahil bir tedirginlik içindedir, Acaba ne olacak? Bazı insanlarda bu hal, tedirginlik seviyesindedir, bazı insanlarda korku halindedir. Bu bu halde devam ederse, çok bir zarar olmayabilir. En büyük zarar bu korkunun panik haline dönmesidir. Hükümet, gelişi güzel beyanlarda bulunmaya devam eder iseler, bu korku çok kısa bir süre içinde paniğe dönüşür. Paniğe dönüştüğü andan itibaren hadisenin önüne geçmek imkansızdır. â??BORÇLARIN DÖNDÜRÜLMESİ ZORUNLUDURâ? Bunu panik haline dönüştürmeyecek bir faktör söyleyebilir misiniz? Borçların döndürülmesi ile ilgili alınması gereken ne kadar tedbir varsa onun tamamını almaktır. Yani özel sektörün dış borcu var, bu sene sendikasyonlarla 50 milyar dolar döndürmek mecburiyetindeler, bunun döndürülmesi lazımdır. Ve hane halklarının kredi kartı ve taksitli satışlarının dönmesi lazımdır. Bu ikisinde bir dönmeme hali başladığı andan itibaren Türkiye`de panik başlar. Ve onun da artık önüne geçilemez. â??BU YIL BÜYÜME RAKAMI KATİYEN 3,00`Ü GEÇMEZâ? 2008 bütçe konuşmanızda diyorsunuz ki, yaşanan bu büyüme rakamları kriz döneminin ardından gelmiştir. 2001 krizinde Türkiye`nin %10 civarında daralması nedeniyle sonraki büyümenin aldatıcı olduğunu savunuyorsunuz. Peki bu büyük daralmanın ardından yaşanan, 9,9 `u bile bulan büyümeler sadece daralmanın eseri midir? Hiç uygulanan programların katkısı yok mudur? Uygulanan programların katkısını hiç görmüyorum orada. %10 daralması emek, 100, 90`a indi, siz onu tekrar 100`e çıkarttığınız zaman 10 puanla aynı seviyeye gelmiş olursunuz, onun üstüne bir şey getirmediniz. Dünyada da böyle oldu ama dünya onu istikrarlı şekilde devam ettirdi. Deminki söylediğimiz, alt orta gelirli ülkeler gurubu %7,5-8`ler civarında. Bunu hep böyle götürdü. Ben 9,9`u beğenmediğimden dolayı değil, benim asıl dikkat çekmek istediğim, â??Bak kardeşim, bu 9,9 tamam ama sendeki gidişata bakıyorum, 2004`te 9,9, 2005`te 7,6, 2006`da 6,5, 2007`de 6,00, 2008 hedefiniz 5,00â?¦.Ama katiyen 3,00`ü geçmez. Gerçek rakamlara göre 2007-4,00, 2008-3..Demek ki senin yaptığın ekonomik programlar dolayısıyla bu elde edilmiş değildir, 2001`deki -10 çöküşün üstüne bir şey olmuş, sonra da aşağıya doğru iner olmuş. O yüzden uyan ey gözlerim gafletten uyan! â??BAŞBAKAN KİŞİ BAŞI MİLLİ GELİR`E YANLIŞ YERDEN BAKIYORâ? Yine 2008 bütçe konuşmanızda kişi başı milli gelirden bahsediyorsunuz ve bu rakamın 2001`den sonraki dönemde 120 dolar civarında arttığını vurguluyorsunuz. Ancak hükümet AB hesaplamalarına göre çıkardığı son kişi başı milli gelirin 10 bin dolara yaklaştığını açıklamıştı. Bu ne kadar gerçekçidir? Hiç gerçekçi değil. Devlet Planlama Teşkilatının hükümete sunduğu 2008 yılı programı kitapçığında 10`nuncu sayfasında fert başına GayrisafiMilliHasıla, sabit fiyatlarla(kurdaki değişiklikleri izole etmek için ) 2003`te bu rakam, 3425, 2008`de 6900. Halbuki sabit fiyatlarla eşit mukayese edilebilecek bir baza getirdiğin zaman 2003`te 3090`dır, 2008`deki rakamı 3790`dır. Bu beş senede gelinen noktadır. Bu hükümetin bütün dünyaya ilan ettiği rakam. Hükümete 10 bin diyelimâ?¦.Hesap yaparsak, Türkiye Milli Geliri 800 milyar YTL, bunu 1,2`ya bölelim, 666 milyar dolar. Şimdi 800`ü, 1,6`ya bölelim 500 milyar dolara. 70 milyonu da bölersek bu sonuçlara, bir ay da 2500 dolar düşmüş olduk. O yüzdendir ki, böyle bakmak yanlıştır. Sayın Başbakan böyle bakmayı tercih ediyor. O yüzden DPT kitabının 10`ncu sayfasına göre bakmak doğrudur. Sabit fiyatlarla bakılır ve zannedildiği kadar da gelişme görülmez. â??BİZ DEVLET PLANLAMACILARI, YÜKSEK BÜYÜMELERİ SEVERİZâ? 2003-2007 yılları arasındaki büyüme hızı, her yıl üst üste ortalama yüzde 6,7`dir. Genel Kurulda bu rakam 7,3 olarak da telaffuz edildi, 2007 yılını da katarsanız, son beş yılın ortalaması yüzde 6,7`dir. Peki bu büyüme hangi bedelle elde edilmiştir? Unutulsa büyük eksiklik olacak bir şeyi masanın üstüne çıkarttınız. Bunların bir de bedeli var. Amerikan ekonomisinin de bir bedeli var şimdi, bütün dünya çekecek, Amerikalılar da çekecek. Bu büyüme(6,5) emsallerine göre küçüktür. Emsalimiz demek, en alt, orta gelir sınıfındaki ülkeler topluluğunun ortalaması 7,5, bizim ortalamamız 6,5. Buna göre düşük. Ama olsun bu 6,5`uğu da ben beğenirim. Biz plancılar yüksek büyümeleri severiz. Ama bunun aşırıya kaçmaması, dengeyi kaybetmemesi için de hangi bedelle büyüdüğünüze bir bakmak lazımdır. Yani güzellik de hoş bir şeydir, her tarafınızı plastik cerraha verdiniz, buradan bir şey çıkabilir ama çok yüksek bedelli bir şey çıkar, bir yığın yerinizi de bozmuş olursunuz. Bunun bedelinin ekonomideki göstergesi, bunun milli kaynaklarla yani yurt içi tasarruflarla elde edilen bir büyüme olduğu yoksa normalden çok fazla dış kaynakla mı elde edilmiş olduğudur. Böyle bakıldığı zaman biz tasarruf oranlarıyla, kendi milli kaynaklarımızla yaptığımızın çok üstünde bir dış kaynak kullandığımız görülüyor, o da adı `Borç`. Bu borcun, yiğidin kamçısı olması için 80 liranız var, bir ev sahibi değilsiniz, 80 lira ile ev alamıyorsunuz, gider bankadan eksiğinizi tamamlarsınız, 20 liralık da borç alırsınız bir ev sahibi olursunuz.â?gibi bir durum olmalıdır, bu sizde tasarruf duygusunu da arttırır. Ama 10 liranız var 90 lira borç aldınız o zaman eninde sonunda bir gün çökersiniz. The Ekonomist dergisinde, her hafta 45 tane ülkenin olduğu bir tablo çıkar. Bu ülkelerin borcunu, harcını, dış ticaret haddini, cari işlemler açığını bütün dünyaya veriyor kiâ?- Ey dünya, alışveriş yapıyorsunuz, ezbere yapmayınâ?diyor. Burada Türkiye bir faizle borçlanıyor %21,20, Japonya %0,6, Amerika 1,95, Yunanistan%4,56â?¦Mısır`dan iyiyizdir diyeceksiniz ama Mısır %12 faiz ile borçlanıyor. Pakistan, 2001 yılında Amerika yarısını işgal etti, kaçanlar Pakistan`ın yarısını işgal etti, muhalefetin lideri Butto`yu vurdular, Müşerrefi neredeyse tahtan indiriyor idiler, adam istifa etti, onun yerine gelen adama her gün suikastlar tertip ediliyor, iç harp içinde bir yer.â?¦Bizim herhalde 10 katı kötümüz olması lazımâ?¦.Pakistan`da %14 ile borçlanıyor ya! Ayıp değil mi şimdi bu? Bedeli yüksek. Bedel bu işte. â??IMF, KİMSEYE DÜŞMAN BİR ORGANİZASYON DEĞİLDİRâ? Bankalar Birliği Başkanı Ersin Özince`nin â??şart değilâ? dediği IMF için, iş dünyası hararetle `anlaşma yapılsın` diyor. Hükümet ise`â?IMF, ümüğümüzü sıkmayacaksa ihtiyari bir stand by yapabiliriz`görüşünde...Balık vermeyip, balık tutmayı öğrettiğiniz aç insan doyabilmeye mi, balıkçılık yapabilmeye mi çok uzak sizce? IMF kimseye düşman bir organizasyon değildir. Bizim geçmişte IMF ile çok iyi ilişkilerimiz oldu. 2001`deki ekonomik krizin sonuçları çok daha vahim olabilirdi. Ama IMF, birden bire bizim normal kotamızın çok üstünde, 20 Milyar dolarlık bir fon ayırdı ve â??icap ederse daha da arttırabilirimâ? dedi. Bu siyasi bir karardı. Clinton hükümetinin hem Türkiye`ye bakışı, daha sonra Türkiye`ye hissedecekleri ihtiyacı öngörüyor olmaları, Irak için de nasıl Türkiye`ye ihtiyacı olacağını biliyor olmaları o yüzden,â? Türkiye bizim dostumuz, partnerimiz, müttefikimizdir, onun ekonominin altında paramparça olmasından yana olmamalıyızdırâ? düşüncesiyle 2001`de IMF tarihinde görülmüş olan bir seferinde en yüksek trançı verdi. â??HÜKÜMET BELEDİYE SEÇİMLERİNİN ERTESİNE KADAR IMF İLE ANLAŞMA YAPMAYACAKâ?,â?SEÇİMLERDEN SONRAYA KALAN ANLAŞMANIN SIKINTISI BUGÜNKÜNÜN İKİ KATI OLURâ? Türkiye bunu yeteri kadar iyi kullandı mı? Bana sorarsanız kullanamadı. Bu Türkiye`nin kabahatidir. Daha doğrusu 1999`da IMF ile yapılmış olan stand by programı da iyi hazırlanmış bir program değildir. Bu IMF`nin kusuru değildir. Çünkü IMF gelip bir de sizin teknisyenlerinizle, ekonomi bürokrasisi ve ekonomi politika sınıfı ile çalışacak..Ben o 2000`de uygulanmakta olan ekonomi programı çok tenkit ettim. Yanlışlığını çok vurguladım. Ama o kusuru dış organizasyonlarda aramak yerine insanlar önce kendine bakmalıdır. Bizimkilerin eksikliğidir. AKP hükümeti de iş başına geldikten sonra IMF ile olan münasebetleri hep yanlış yorumladılar, yanlış tespitte bulundular. Hatırlarsanız, IMF ile işi olan hiçbir ülke kalmadı dünyada, bir tek biz kaldık, ona hükümet diyordu ki,â?Ucuz kredi alıyoruz, dünyanın en ucuz kredilerini alıyoruz niye çalışmayayımâ? diyordu. IMF, dünyaya ucuz kredi veren bir organizasyon değil, IMF ile anlaşması bittiğinde, 2008 Mart`ında, bitmeye yakın tartışıldı, bazı insanlar IMF ile görüşmeyi uzatalım dedi, bir kısmı da hayır uzatmayalım dedi. Bizimki bunu,-vakti doldu, IMF`ye ihtiyacımız yoktur, ekonomide durumumuz iyidirâ?demeden, sanki kovarmış gibi, büyük bir baba yiğitlik yaparmış gibi â??Ben ki elimi, kolumu bağlayan IMF`ye bile ihtiyacım kalmadıâ?edası yaptı. Yanlış!` Şimdi geldi iş, â??IMF, benim kamu yatırımlarımı durduracaksa, ben öyle ümüğümü kimseye sıktırmamâ?demeye. Ekonomi literatürüne katkıda bulunmayı boşver de bunu bir Başbakan söylediği zaman nasıl algılanır dünyada, uluslar arası organizasyonlar camiasında, dünyanın borç alan borç veren ekonomik ilişkiler içinde olduğumuz şirketler, insanlar? Bu genişletilmiş büyük ekonomik ve sosyal konsey gibi şeyler olacaksa oralarda bu işleri ciddi literatürde konuşmak lazımdır. Ben şimdi IMF ile anlaşılsın, iyi olur dersem, onu istismar ederler. Anlaşmasın dersem, sen de diyordun diye bana mal ederler. Benim kanaatim şudur, dayanabilirse, belediye seçimlerinin ertesine kadar dayanacak ve IMF ile anlaşma yapmayacak. Çünkü IMF anlaşması demek, bir ciddi harcama disiplini içine girmek demektir. Halbuki önümüzde yerel seçimler var. Sayın Başbakan en olabildiğine harcamalarla(belediye, kamu, hükümet harcamaları)girecek seçime. Bunu dayanabildiği kadar geciktirecek. Şimdi yapacak olsa idi, kötüleşme anlamında en az 2 katı kadar kötü bir programa razı olmak mecburiyetinde kalacak. Şimdi yaptı yaptı 10 birimlik sıkıntı çekecekse Türkiye, yapması yapmadı, harcadı harcadı, belediye seçimlerini geçirdi, o zaman yaparsa en az 50 birimlik zararını çeker Türkiye. â??HÜKÜMET ŞİMDİ İŞBİRLİĞİ YAPMAZ İSE EKONOMİDE ZARAR GÖRÜRÜZ, SİYASETTE KAR GÖRÜRÜZâ? 1992 yılında dönemin Başbakan`ı Çiller`e adeta savaş açmıştıız. Ekonomi yönetimini eleştirirken Türkiye`yi döviz sıkıntısının beklediği uyarısı yapıyordunuz. Ve 1994`te Türkiye krizle sarsıldı. 2001 krizi ile ilgili tahminlerinizde tutmuştu. Görülüyor ki ülkeyi yönetenler sizin gördüklerinizi göremiyorlar. Bu krizi aşar mıyız? Diğerleri kadar ağır hasar verir miyiz? O zaman da â??Kıştan sonra karakış gelirâ?dedim. Düzlüğe iki türlü çıkacağız. Hükümet aklını başına alır, biz dahil bütün Türkiye ile akıl beraberliği içinde olur, birlikte şu badireyi en az hasarla atlatalım gayreti içine girerse en az hasarla atlatırız elbette. İki, şöyle de atlatacağız: Bundan evvelki kriz geldi, kriz oldu, krize sebep olan hükümetlerden kurtuldu Türkiye. Ve burada da bizlerle işbirliği yapmazsa ki bizden kastım CHP değil, kendisinin dışındaki bütün Türkiye ile hem fikri hem teknik anlamda işbirliği yapmazsa yine kendisi bilir, Türkiye çok sıkıntı çeker bundan, iş dünyası, işçiler, memurlar sıkıntı çeker aynen 2001`de olduğu gibi işi olan insanlar işsiz kalırlar, işlerini devam ettirenlerin ücretleri yarı yarıya düşebilir, medya gurupları 1000`e yakın insanlar çıkarıyorlar, bu birinci aşamadır, ikinci aşamada daha da çıkaracaklardır, üçüncü aşamada mevcutların ücretlerini bastırmak zorunda kalacaklardır, eğer hükümet şimdi işbirliği yapmaz ise ekonomide zarar görürüz, siyasette kar görürüz, bu hükümetten kurtulmuş olur Türkiye.
Yazdırılabilir Sayfa |
Word'e Aktar |
Tavsiye Et
| Yorum Yaz
|
Sponsor Firma Videoları
SON DAKİKA HABERLERİ![]()
|
|||||||||||||||||||||||
|
haberelektrik.com Bir ENFORMASYON MEDYA GRUBU Kuruluşudur. Tüm Hakları Saklıdır.
| |||||||||||||||||||||||||